Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hal ve Hukuka Aykırı Delil

Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hal ve Hukuka Aykırı Delil

Giriş

Ceza Muhakemesi Hukuku’nun en temel ilkelerinden biri, adil yargılanma hakkının güvence altına alınmasıdır. Bu bağlamda, suçun aydınlatılması ve faillerin cezalandırılması kadar, bu sürece hukuka uygun yöntemlerle ulaşılması da büyük önem taşır. “Gecikmesinde sakınca bulunan hal” ve bu durumun kolluk güçleri tarafından nasıl yorumlandığı, delil elde etme sürecinin en kritik aşamalarından birini oluşturur. Bu makalede, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve Yargıtay’ın güncel içtihatları doğrultusunda, “gecikmesinde sakınca bulunan hal”in hukuki niteliği, uygulamadaki sorunlar ve hukuka aykırı delillerin yargılamaya etkisi incelenecektir.

I. Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hal Kavramı ve Hukuki Dayanakları

Gecikmesinde sakınca bulunan hal, CMK’nın 119. maddesinde belirtilen genel arama kararı yetkisinin istisnasını oluşturan, ani ve acil müdahale gerektiren durumlardır. Bu kavram, hakimden arama kararı alınmasının mümkün olmadığı veya bu durumun delillerin yok olmasına yol açabileceği hallerde, Cumhuriyet Savcısı’na veya duruma göre kolluk amirine belirli yetkiler veren bir yasal dayanaktır.

CMK’daki Yeri:

  • CMK Madde 116: Yakalanan veya gözaltına alınan kişinin, şüphelinin veya sanığın üstünün, eşyalarının, konutunun, iş yerinin veya ona ait diğer yerlerin aranması için hakim kararı gerekliliğini düzenler.
  • CMK Madde 119: Arama kararının, kural olarak hakim tarafından verilmesini öngörür. Ancak, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı’nın yazılı emri ile arama yapılabilir.
  • CMK Madde 127: Kolluk görevlilerinin, suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, CMK’nın 123 ve 124. maddelerinde belirtilen eşya üzerinde arama yapma ve el koyma yetkisini düzenler.

Gecikmesinde sakınca bulunan halin temel amacı, yargılamanın temelini oluşturan delillerin kaybolmasını veya yok edilmesini önlemektir. Ancak, bu istisnai durumun kötüye kullanılması veya yanlış yorumlanması, hukuka aykırı delil elde etme sonucunu doğurabilir.

II. Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hale İlişkin Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Yargıtay’ın Yaklaşımı

Uygulamada, “gecikmesinde sakınca bulunan hal”in varlığı ve dayanağı sıklıkla tartışmalara neden olmaktadır. Özellikle, arama işleminin makul sürede ve doğru yetkiyle yapılıp yapılmadığı hususu, Yargıtay’ın denetiminde önemli bir yer tutar. Yargıtay’ın kararları, bu konudaki net duruşunu ortaya koymaktadır.

A. Arama Kararında Gecikmesinde Sakınca Bulunan Halin Gerekçesinin Belirtilmesi

Yargıtay’ın çeşitli daireleri, Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen arama emrinde “gecikmesinde sakınca bulunan hal”in somut gerekçesinin açıkça belirtilmesini şart koşmaktadır. Aksi takdirde, kararın usule aykırı olduğu ve bu karara dayalı olarak elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu kabul edilir.

  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 2021/581 E., 2021/7919 K.:

“Dosya kapsamına göre; aramaya esas teşkil eden ihbarın 29/09/2015 tarihinde yapıldığı, 01/10/2015 tarihinde kolluk güçlerinin talebi üzerine Cumhuriyet Savcısı tarafından makul şüphe ve gecikmesinde sakınca bulunduğundan bahisle verilmiş yazılı bir arama izni bulunmasına rağmen arama kararında gecikmesinde sakınca bulunan halin gerekçesinin belirtilmediği, dosya içerisinde bulunan 01/10/2015 tarihli arama tutanağının tarih ve saati incelendiğinde aramanın hafta içi mesai saatleri içerisinde yapılmış olması nedeniyle arama kararının savcılık tarafından verilemeyeceği, buna göre yapılan aramanın usul ve yasaya aykırı olduğu, hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu,…”

Bu kararlarda, mesai saatleri içinde savcıya ulaşmanın mümkün olduğu, dolayısıyla “gecikmesinde sakınca bulunan halin” gerekçesinin somut olarak ortaya konulamadığı durumlarda aramanın usulsüz olduğu vurgulanmıştır.

  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2015/11045 E. 2019/911 K.:

“5271 sayılı CMK’nın 116 ve 119 uncu maddelerinde arama kararının hangi hallerde ve ne şekilde alınacağı kanun koyucu tarafından açıkça düzenlenmiş olup, sanığa ait iş yerinde sigara satışı yapıldığı bilgileri üzerine, Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen arama kararı neticesinde suça konu kaçak sigaralar ele geçirilmiştir. Mesai saatleri içerisinde gecikmesinde sakınca bulunan halin nedeni belirtilmeksizin savcı tarafından verilmiş arama kararının usulüne uygun olmaması karşısında, hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği, Anayasanın 38/2, 5271 sayılı CMK’nın 206/2-a, 217/2, 230/1 madde ve fıkralarına göre, hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı…”

B. Arama ve Savcı Görüşme Tutanakları Arasındaki Saat Farkı

Arama tutanağı ile Cumhuriyet Savcısı ile yapılan görüşme tutanağındaki saatlerin uyumsuzluğu, arama işleminin hukuka aykırılığının en bariz göstergelerinden biridir. Kolluk güçlerinin, savcı emri olmadan aramaya başlayıp, sonradan bu emri temin etmeye çalışması, Yargıtay tarafından kabul görmemektedir.

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2021/4236 E., 2022/9409 K.:

“gecikmesinde sakınca bulunan hal nedeniyle saat 16:30’da Cumhuriyet savcısından arama emri alınmış ve arama saati olarak aynı gün saat 17:00’dan itibaren iki saatlik süre belirlenmişse de araçtan elde edilen uyuşturucunun tartımına dair tutanakların düzenlenme saatlerinin 16:15 olması… ‘adli kolluk cumhuriyet savcısı görüşme tutanağı’ uyarınca soruşturmaya konu olayın aynı gün saat 17:00’da cumhuriyet savıcısına bildirildiğinin anlaşılması karşısında… usulüne uygun adli arama emri veya kararı almadan delil elde etmek amacıyla yapılan arama işlemi… hukuka aykırı olup, bu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınması da mümkün değildir.”

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2025/614 E., 2025/2989 K.

“Alınan istihbari bilgi üzerine sanığın adresinde ve müştemilatında Cumhuriyet savcısı tarafından gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında 13.12.2023 saat 23.00 ile 14.12.2023 saat 01.30 arasında arama yapılabilmesi için arama emri verildiği halde, 13.12.2023 tarihli arama tutanağına göre söz konusu adreste 13.12.2023 günü saat 21.00 sularında arama işlemine başlanılıp saat 22.55 de arama işleminin bitirildiğinin anlaşılması karşısında; resmi belge niteliğindeki arama tutanağındaki kuşkunun aramada hazır bulunan kolluk görevlilerinin tanık sıfatıyla dinlenilmesiyle ortadan kalkmayacağı, arama işleminin arama emrinde belirtilen saatlerden önce yapılarak suça konu maddelerin ele geçtiğinin kabulünün gerektiği, ikametin 5271 sayılı CMK’nin 116, 117 ve 119 uncu maddelerine uygun şekilde aranmadığı, hukuka aykırı arama sonucu ele geçirilen maddenin ‘suçun maddi konusu’ ve ‘suçun delili’ olarak hükme esas alınamayacağı…”

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/12954 E. 2024/8522 K.:

“Cumhuriyet Savcısından kararıyla gecikmesinde sakınca bulunan hâl kapsamında alınan yazılı emre binaen gerçekleştirilen aramalarda Cumhuriyet savcısı ile kolluk arasındaki görüşme tutanağının aramanın gerçekleştirildiği saat ve dakikadan sonra olması, Cumhuriyet Savcısının arama kararını verdiği iddia olunan saat ve dakikadan bağımsız bir şekilde aramayı hukuka aykırı hâle getirir. Genellikle Cumhuriyet Savcısının yazılı arama emrinde tarih dışında saat ve dakika yer almadığından, bu unsurların yer aldığı görüşme tutanağının ayrıca incelenmesi önem arz eder.”

Bu kararlar da benzer şekilde, arama tutanağında belirtilen başlangıç saatinin, arama emrinin verildiği saatten önce olmasının arama işlemini hukuka aykırı hale getirdiğini belirtmektedir. Resmi belgelerdeki bu çelişkinin, hukuki güven ilkesini zedelediği ve delillerin geçersiz sayılması için yeterli bir sebep olduğu vurgulanmıştır.

III. Hukuka Aykırı Delillerin Yargılamaya Etkisi

Hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin yargılamada kullanılması, temel hak ve özgürlüklerin ihlali anlamına gelir ve Anayasal bir güvence olan “adil yargılanma hakkı”nı zedeler. CMK, bu durumu engellemek için net düzenlemeler getirmiştir.

Hukuki Dayanaklar:

  • Anayasa Madde 38/2: “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.”
  • CMK Madde 206/2-a: “Sanığın savunma haklarını kısıtlayıcı nitelikte olan… delillerin ortaya konulması reddolunur.”
  • CMK Madde 217/2: “Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.”
  • CMK Madde 230/1: “Hükmün gerekçesinde… hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirme dışı bırakıldığı…” belirtilmelidir.
  • CMK Madde 289/i: Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması halinde hukuka kesin aykırılık var sayılır. Temyiz dilekçesinde gösterilmemiş olsa dahi bu husus Yargıtay tarafından re’sen incelenmelidir.

Yargıtay, yukarıda bahsedilen tüm kararlarında bu yasal dayanaklara atıfta bulunarak, hukuka aykırı delillerin hükme esas alınamayacağını vurgulamaktadır. Sanığın beraatine karar verilmesi gereken durumlarda, hukuka aykırı delil dışında başka bir delil bulunmaması, Yargıtay için net bir bozma veya onama (sonucu itibarıyla doğru bulma) sebebidir.

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2018/338 E., 2021/246 K.:

“…hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delillerden hareketle kolluk tarafından tespit edilen beyanların da hükme esas alınamayacağının anlaşılması karşısında; anılan deliller değerlendirme dışında bırakıldığında… mahkûmiyetine yeterli delillerin bulunmaması nedeniyle beraatine karar verilmesi gerekmektedir.

Bu kararlar, hukuka aykırı delil zincirinin baştan sona geçersiz olduğunu ve bu delillerden yola çıkılarak elde edilen diğer delillerin (örneğin tanık beyanları) de hükümsüz sayılması gerektiğini göstermektedir.

Sonuç

“Gecikmesinde sakınca bulunan hal”, adli makamlara tanınmış önemli bir istisnai yetki olmakla birlikte, bu yetkinin kullanımı sıkı yasal ve anayasal güvencelere tabidir. Yargıtay’ın istikrarlı içtihatları, bu yetkinin keyfi veya usulüne aykırı bir şekilde kullanılmasının önüne geçmeyi amaçlamaktadır.

Özellikle;

  • Arama kararında gecikmesinde sakınca bulunan halin somut gerekçesinin belirtilmesi,
  • Arama tutanağının ve savcı görüşme tutanağının saat ve dakika olarak uyumlu olması,
  • Ve en önemlisi, hukuka aykırı elde edilen delillerin hukuki bir bağ oluşturmayacağı ve hükme esas alınamayacağı,

yargılamanın sıhhati açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu ilkelerin uygulanması, adil yargılanma hakkını korurken, suçla mücadelede de hukukun üstünlüğünü garanti altına almaktadır. Hukukun ihlal edilerek elde edilen deliller, ne kadar önemli görünürse görünsün, yargılama sürecinde meşruiyetini yitirecek ve sanığın beraatiyle sonuçlanacaktır. Bu durum, hukukun kendi kurallarını ihlal eden bir eylemin sonuçlarını tanıyamayacağı ilkesinin bir yansımasıdır.

Çetinkaya Hukuk ve Danışmanlık Ofisi Olarak Hizmetlerimiz

Çetinkaya Hukuk ve Danışmanlık Ofisi olarak, ceza yargılamasının bu kritik aşamasında müvekkillerimize kapsamlı ve etkili bir hukuki destek sağlamaktayız. Hukuka aykırı delillerin tespiti ve bu delillere karşı savunma geliştirilmesi, adil bir yargılama süreci için hayati öneme sahiptir. Bu alandaki başlıca hizmetlerimiz şunlardır:

  • Delil İncelemesi ve Analizi: Dosyada yer alan tüm arama tutanakları, yakalama tutanakları ve savcı görüşme tutanakları gibi belgeleri titizlikle inceler, aralarındaki saat ve tarih farkları gibi hukuka aykırılık teşkil edebilecek unsurları tespit ederiz.
  • Hukuka Aykırılık Tespiti ve İtiraz Süreçleri: Kolluk kuvvetlerinin yaptığı işlemlerin (arama, el koyma vb.) CMK’nın ilgili maddelerine ve Yargıtay içtihatlarına uygunluğunu değerlendiririz. Hukuka aykırı bir durum tespit ettiğimizde, bu durumun delil niteliğini ortadan kaldırdığına dair güçlü hukuki argümanlar hazırlayarak ilgili mahkemeye sunarız.
  • Savunma Stratejisinin Oluşturulması: Hukuka aykırı delillerin değerlendirme dışı bırakılması gerektiği ilkesine dayanarak, müvekkilimizin beraati yönünde savunma stratejisi oluştururuz. Yargıtay’ın emsal kararlarını kullanarak savunmamızı güçlendirir ve mahkemeyi ikna etmeye yönelik kapsamlı dilekçeler hazırlarız.
  • Yargılama Sürecinin Yönetilmesi: Yargılama sürecinin her aşamasını yakından takip eder, ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olması durumunda istinaf ve temyiz süreçlerinde hukuki süreci yöneterek müvekkilimizin haklarını en üst düzeyde koruruz.

Leave A Reply