Delil Tespiti Yapılmasının Belirsiz Alacak Davası Açılmasına Engel Teşkil Edip Etmemesi Hakkında Hukuki Değerlendirme
I. Giriş
Türk hukukunda alacak davaları, alacağın miktarının belirli olup olmamasına göre farklı usullere tabi tutulmuştur. Davacının, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirleyemediği durumlarda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) belirsiz alacak davası açma imkânı tanımıştır. Bu dava türü, davacıyı, aleyhine doğabilecek yargılama gideri ve vekâlet ücreti risklerinden korumayı amaçlar.
Öte yandan, bir uyuşmazlığın tarafları, olası bir davadan önce veya dava devam ederken, daha sonra kullanabilecekleri bir delilin kaybolma ihtimaline karşı delil tespiti yaptırabilirler. Bu iki hukuki kurumun birlikte kullanılması, uygulamada önemli bir soruya yol açmaktadır: Eğer davacı, dava açmadan önce delil tespiti yaptırarak alacağının miktarını bir raporla belirlemişse, artık belirsiz alacak davası açma hakkını kaybeder mi? Bu makalede, bu kritik soruyu, ilgili yasal düzenlemeler ve yargı kararları ışığında detaylı bir şekilde ele alacağız.
II. Hukuki Dayanaklar: Belirsiz Alacak Davası ve Delil Tespiti
- Belirsiz Alacak Davası (HMK m. 107): Bu maddeye göre, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını tam ve kesin olarak belirlemek davacıdan beklenemiyorsa, davacı hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirterek belirsiz alacak davası açabilir. Bu davanın en temel amacı, davacının dava sonunda mahkemenin belirleyeceği alacaktan daha düşük bir miktar talep etmesi halinde aleyhine doğacak yargılama gideri ve avukatlık ücreti riskini ortadan kaldırmaktır.
- Delil Tespiti (HMK m. 400 vd.): Delil tespiti, bir davanın tarafının, davanın henüz açılmadığı veya açılmış bir dava dosyasında henüz incelenmediği bir delilin sonradan kaybedilme, yok edilme veya elde edilmesinin zorlaşması ihtimaline karşı bu delilin korunmasını talep etmesidir. Delil tespiti, bir yargılama işlemi olmakla birlikte, sadece o andaki mevcut delil durumunu ortaya koyar ve tek başına alacağın varlığını veya miktarını kesin olarak belirlemez.
Bu iki kurumun amaçları birbirinden farklıdır. Belirsiz alacak davası, alacağın miktarının belirsizliğinden kaynaklanan hak kaybını önlerken, delil tespiti, bir delilin kaybolma riskine karşı korunmasını sağlar.
III. Yargı Kararları Işığında Değerlendirme
Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri, delil tespiti yapılmasının, alacağın belirli hale geldiği şeklinde yorumlanmaması gerektiğini sıklıkla vurgulamaktadır. Bu kararlar, davacının aleyhine sonuç doğurabilecek katı bir yorumdan kaçınarak, kanunun amacına uygun bir yaklaşım benimsemektedir. Aksi yönde kararlar olduğunu da vurgulamakla birlikte kanaatimizce delil tespiti yaptırılmasının belirsiz alcak davası açılmasına engel olmayacağından işbu makalede salt bu yönde kararlara değinilecektir.
1. Delil Tespiti Raporunun Alacağı Belirlemediği İlkesi
Delil tespiti, mahkemece atanan bir bilirkişi tarafından hazırlanan bir raporla sonuçlanır. Ancak bu rapor, davanın tümü için bağlayıcı ve kesin bir delil değildir.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.05.2022 Tarihli, 2022/397 E. ve 2022/701 K. sayılı kararında, davacının delil tespiti yaptırmış olmasına rağmen, sonradan dosya kapsamında birçok çelişkili bilirkişi raporu bulunduğu belirtilmiştir. Kararda, “sözü edilen delil tespiti raporunun dışında dosya kapsamında birçok bilirkişi raporu bulunduğu, bu raporların birbirleriyle ve delil tespiti raporu ile çelişkili olduğu anlaşılmaktadır” denilerek, delil tespiti raporunun tek başına yeterli ve kesin bir delil olmadığı ortaya konmuştur. Aynı kararda, “dava açılmadan önce delil tespiti yaptırma yoluna gidilmiş olmasının, davaya konu edilen zararı veya alacak miktarının belirli hale getirdiği şeklinde yorumlamak Kanun’un amacına aykırıdır” ifadesiyle, delil tespitinin, belirsiz alacak davası açma hakkını ortadan kaldırmadığı açıkça belirtilmiştir.
2. Delil Tespiti Raporunun Tartışmalı Hale Gelmesi ve Belirsizliğin Devamı
Delil tespiti raporuna karşı davalı tarafın itiraz etmesi, alacağın miktarını yeniden tartışmalı hale getirir ve belirsizliğin devam ettiğini gösterir.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.09.2024 Tarihli, 2023/1156 E. ve 2024/445 K. sayılı kararında, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin bir davada, davacının delil tespiti yaptırdığı, ancak davalının bu rapora itiraz ettiği belirtilmiştir. Kararda, “bu haliyle dava konusu alacağın tartışmalı hale geldiği, davacının başvuru açtığı tarihte aynı somut taksimi veren rapor miktarını tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği” sonucuna varılmıştır. Bu karar, delil tespiti raporunun varlığına rağmen, tartışma yaratılması halinde alacağın belirsizliğini koruduğunu ve belirsiz alacak davası açma hakkının devam ettiğini göstermektedir.
3. Belirsiz Alacak Davası Açma Hakkının Anayasal Güvencesi
Yargı kararları, delil tespiti nedeniyle belirsiz alacak davası açma hakkının kısıtlanmasının, bireylerin hak arama özgürlüğüne aykırılık teşkil edeceğini belirtmektedir.
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin 16.01.2023 Tarihli, 2022/1067 E. ve 2023/92 K. sayılı kararında, delil tespiti yapılmasının alacak miktarını belirli hale getirmediği vurgulanmıştır. Kararda, aksi yöndeki bir zorlamanın, “kişinin yargılama sırasında alınacak raporda, zararın belirtildiği bedelden daha az olarak hesap edilmesi halinde aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmesine yol açarak daha az yargılama giderleri ile sonuca kavuşma imkan ve hakkını ortadan kaldıracaktır” denilmiştir. Bu durumun, Anayasa’nın “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36. maddesine aykırılık oluşturacağı belirtilmiştir.
IV. Sonuç
Delil tespiti yaptırılması, bir alacağın miktarını kesin olarak belirlediği şeklinde yorumlanmamalıdır. Bu iki hukuki kurumun amaçları birbirinden farklı olup, delil tespiti sadece belirli bir andaki durumu sabitlemekte, ancak dava sürecinde bu tespitin tartışılması ve farklı bilirkişi raporlarının ortaya çıkması her zaman mümkündür. Yargı kararları, davacının delil tespiti yaptırmış olmasına rağmen, alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirleyemediği durumlarda belirsiz alacak davası açma hakkının devam ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, hukuki güvenliği sağlamakta, davacıyı gereksiz mali risklerden korumakta ve Anayasal bir hak olan hak arama hürriyetini güvence altına almaktadır.
V. Çetinkaya Hukuk ve Danışmanlık Ofisi Olarak Hizmetlerimiz
Belirsiz alacak davaları ve delil tespiti süreçleri, karmaşık usul kuralları ve incelemeler gerektiren hukuki alanlardır. Çetinkaya Hukuk ve Danışmanlık Ofisi olarak, müvekkillerimize bu alanda kapsamlı hizmetler sunmaktayız:
- Dava Öncesi Durum Analizi: Müvekkillerimizin alacaklarının niteliğini (belirli/belirsiz) ve delil tespitine ihtiyaç duyulup duyulmadığını değerlendirerek en doğru hukuki stratejiyi belirliyoruz.
- Belirsiz Alacak Davalarının Hazırlanması ve Takibi: Belirsiz alacak davası için gerekli tüm hukuki süreçleri yönetiyor, dava dilekçelerinin titizlikle hazırlanmasını ve davanın etkin bir şekilde takip edilmesini sağlıyoruz.
- Delil Tespiti Süreçlerinin Yönetimi: Müvekkillerimiz adına, olası bir dava öncesinde veya davanın seyrinde, delillerin güvenli bir şekilde tespiti için gerekli hukuki süreçleri yürütüyoruz.
- Yargı Kararları ve İçtihat Araştırması: Müvekkillerimizin dava süreçleri için en güncel ve emsal teşkil eden yargı kararlarını araştırarak, güçlü hukuki argümanlar oluşturulmasına yardımcı oluyoruz.

