Adli Kolluğun İlk Adımı: Cumhuriyet Savcısına Haber Verme Zorunluluğu ve Yargıtay İçtihatları

  • Anasayfa
  • ceza hukuku
  • Adli Kolluğun İlk Adımı: Cumhuriyet Savcısına Haber Verme Zorunluluğu ve Yargıtay İçtihatları

Adli Kolluğun İlk Adımı: Cumhuriyet Savcısına Haber Verme Zorunluluğu ve Yargıtay İçtihatları

Giriş

Ceza yargılamasının temelini, delillerin hukuka uygun bir şekilde elde edilmesi oluşturur. Bu süreçte, kolluk güçlerinin yetki ve görevleri, özellikle suçun öğrenildiği an itibarıyla büyük bir önem taşır. Hukuk devletinde keyfiliğe yer yoktur ve her işlem, kanuni dayanağa uygun olmak zorundadır. Bu makalede, ihbar, suçüstü ve hukuka aykırı delil kavramları, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve Yargıtay’ın istikrarlı içtihatları ışığında incelenerek, kolluğun suçla karşılaştığında derhal Cumhuriyet Savcısına haber verme yükümlülüğünün önemi ele alınacaktır.

I. Suçun Öğrenildiği An ve Kolluğun Derhal Haber Verme Yükümlülüğü

Ceza Muhakemesi Hukuku’nda, bir suçun işlendiği izlenimini veren bir halin öğrenilmesiyle birlikte, “adli soruşturma” süreci başlar. Bu andan itibaren, kolluk görevlileri keyfi hareket edemez; tüm işlemleri Cumhuriyet Savcısı’nın emir ve talimatları doğrultusunda yürütmek zorundadır.

Hukuki Dayanaklar:

  • CMK Madde 2/e: “Kolluk”, “Adli kolluk” ve “Adli görevleri” tanımlar ve kolluğun adli görevleri kapsamında Cumhuriyet Savcısı’nın emrinde olduğunu belirtir.
  • CMK Madde 160: Bir ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hal öğrenen Cumhuriyet Savcısı’nın doğrudan soruşturmaya başlama yetkisini düzenler.
  • CMK Madde 161: Adli kolluğun görevlerini belirler ve “adli kolluk görevlileri, bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez durumu Cumhuriyet Savcısına derhal bildirmekle yükümlüdürler.”hükmünü içerir.
  • 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) Ek Madde 6: Polislerin adli görevlerinin yerine getirilmesinde Cumhuriyet Savcısının emir ve talimatları doğrultusunda hareket edeceğini vurgular.

Yargıtay’ın çeşitli kararlarında açıkça belirtildiği üzere, kolluk güçleri tarafından alınan her türlü ihbar veya suç şüphesi, derhal Cumhuriyet Savcısına iletilmeli ve sonraki işlemler savcının vereceği emirler doğrultusunda yürütülmelidir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, sonraki tüm işlemleri ve elde edilen delilleri hukuka aykırı hale getirir.

  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2013/392 E., 2014/4109 K.:

“… 5271 sayılı CMK’nın 160 ve 161 maddeleri uyarınca doğrudan doğruya veya adli kolluk görevlileri aracılığıyla soruşturma evresini tamamlama yetkisi Cumhuriyet Savcılığına ait olmakla birlikte anılan Yasanın 161/2. maddesi gereğince  adli kolluk görevlilerinin, kendileri tarafından el konulan olayları emrinde çalıştıkları Cumhuriyet Savcısına derhal bildirmekle yükümlü oldukları da gözetildiğinde, öncelikle yapılan ihbar üzerine Cumhuriyet Savcısına haber verilip verilmediği, konuyla ilgili herhangi bir mahkeme kararı bulunup bulunmadığı araştırılarak…

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2021/10560 E., 2025/5547 K.:

“…Alınan ihbar üzerine takip altında bulunan sanığın üzerinde arama yapılan olayda suçüstü halinin varlığından söz edilemeyeceği gibi önleme arama kararı ile de arama yapılamayacağı dikkate alındığında, 5271 sayılı CMK’nın 2-e maddesi, yine aynı Kanun’un 161. maddesi ve 2259 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun ek 6. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısına derhal olayın haber verilip yazılı emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine devam edilmesi ve sanığın üzerinde CMK’nın 116 ve 119. maddeleri uyarınca arama yapılması gerektiği halde, önleme arama kararı ile yapılan aramanın hukuka aykırı olduğu ve bu arama ile elde edilen delillerin yasak delil niteliğinde olup hükme esas alınamayacağı…”

II. Suçüstü Hali ve Kışkırtıcı Ajan Kavramları

“Suçüstü” hali, kolluğa, suçun işlendiği anda veya hemen sonrasında, hakim kararı olmadan arama ve el koyma yetkisi veren istisnai bir durumdur. Ancak Yargıtay, kolluğun bu yetkiyi kötüye kullanarak, aslında var olmayan bir suçu “yaratması” veya sanığı suça teşvik etmesi durumunda, elde edilen delilleri hukuka aykırı saymaktadır. Bu durum, “kışkırtıcı ajan” faaliyetleri olarak adlandırılır.

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2021/16292 E., 2023/2886 K. ve 2020/21989 E., 2022/7279 K.:

“Olay tutanaklarında işlenmekte veya henüz işlenmiş olan ya da pek az önce işlenmiş bir suçun mevcudiyetini ortaya koyan somut şüphe sebepleri belirtilmediğinden CMK’nın 2/j maddesi ile PVSK’nın 13/A maddesi kapsamında suçüstü halinin varlığından bahsetmek mümkün olmadığı halde sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair istihbari bilgi alınması üzerine Cumhuriyet savcısına haber verilerek emirleri doğrultusunda sanık hakkında işlem yapılması gerekirken… sanığı suça teşvik etmeleri suretiyle elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu…”

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2021/10560 E., 2025/5547 K.:

“Alınan ihbar üzerine takip altında bulunan sanığın üzerinde arama yapılan olayda suçüstü halinin varlığından söz edilemeyeceği gibi önleme arama kararı ile de arama yapılamayacağı dikkate alındığında, 5271 sayılı CMK’nın 2-e maddesi, yine aynı Kanun’un 161. maddesi ve 2259 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun ek 6. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısına derhal olayın haber verilip yazılı emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine devam edilmesi ve sanığın üzerinde CMK’nın 116 ve 119. maddeleri uyarınca arama yapılması gerektiği halde, önleme arama kararı ile yapılan aramanın hukuka aykırı olduğu ve bu arama ile elde edilen delillerin yasak delil niteliğinde olup hükme esas alınamayacağı dikkate alınarak, mahkûmiyetlerine yeterli başkaca delil bulunmayan sanıkların beraatları yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi….”

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2020/19724 E., 2022/5284 K. ve Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2017/357 E., 2017/4801 K.:

“Suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenen kolluğun derhal Cumhuriyet savcısına olayı haber verip emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine başlaması gerekirken, bu işlem yapılmadan delil elde etmek amacıyla… sanığı suç işlemeye teşvik etmeleri suretiyle elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu…”

Bu kararlar, kolluğun, sanığı suça teşvik etme, tuzak kurma veya provokasyon gibi eylemlerle elde ettiği delilleri geçersiz kılmaktadır. Suçüstü halinin varlığı için, suçun, kolluğun yönlendirmesi olmadan, failin kendi iradesiyle işlenmesi gerekir.

III. Hukuka Aykırı Delilin Yargılamaya Etkisi ve Yargıtay’ın Kararlı Durumu

Anayasa’nın 38. maddesi ve CMK’nın ilgili hükümleri, hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin yargılamada kullanılamayacağını açıkça belirtir. Yargıtay’ın bu konudaki tutumu, delil elde etme sürecinin en başından itibaren hukuka uygun olması gerektiği yönündedir.

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2016/760 E., 2017/138 K. ve Yargıtay 20. Ceza Dairesi 2015/15981 E. 2016/1368 K.:

“..Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.11.2014 tarih 2013/9-610 esas 2014/512 sayılı kararında da belirtildiği üzere;

5271 sayılı CMK’nın 2/e, 161 ve 2559 sayılı PVSK’nın Ek 6. maddeleri uyarınca bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenen kolluğun derhal Cumhuriyet savcısına olayı haber verip emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine başlaması gerekmekte olup, usulüne uygun adli arama emri veya kararı almadan delil elde etmek amacıyla yapılan arama işleminde usulüne uygun verilmiş bir arama kararı bulunmadığında arama açıkça hukuka aykırı olup, bu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınması da mümkün değildir.”

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2021/19941 E., 2022/2704 K.:

“…sanık … ile ilgili alınan ihbar üzerine sanıklar hakkında CMK’nın 161/2. maddesi gereği Cumhuriyet savcısının bilgi ve talimatı doğrultusunda işlem yapılması gerekirken, Cumhuriyet savcısının talimatı ve haberi olmadan tanık … aracılığı ile sanıklarla yapılan uyuşturucu madde alışverişinde ele geçirilen uyuşturucu maddelerin yasak delil niteliğinde olduğu ve hükme esas alınamayacağının gözetilmemesi…”

Bu kararlar, hukuka aykırı delillerin sadece beraatle sonuçlanması gerektiğini değil, aynı zamanda bu delillerin hukuki bir anlam taşımadığını ve “yasak delil” kategorisinde olduğunu vurgulamaktadır. Kolluğun, suç şüphesi oluşur oluşmaz derhal Cumhuriyet Savcısına bilgi verme yükümlülüğü, bu hukuka aykırılıkların önüne geçmek için en temel ve en önemli adımdır.

Çetinkaya Hukuk ve Danışmanlık Ofisi Olarak Hizmetlerimiz

Çetinkaya Hukuk ve Danışmanlık Ofisi olarak, ceza yargılamasının bu kritik aşamasında müvekkillerimize kapsamlı ve etkili bir hukuki destek sağlamaktayız. Hukuka aykırı delillerin tespiti ve bu delillere karşı savunma geliştirilmesi, adil bir yargılama süreci için hayati öneme sahiptir. Bu alandaki başlıca hizmetlerimiz şunlardır:

  • Soruşturma Sürecinin Denetimi: Müvekkilimiz hakkındaki soruşturma dosyasında, kolluk güçlerinin suçu öğrendiği andan itibaren yürüttüğü tüm işlemleri (ihbarın tarihi, savcılıkla yapılan görüşme kayıtları, arama ve el koyma tutanakları) titizlikle inceler ve hukuka uygunluğunu denetleriz.
  • Hukuka Aykırılık Tespiti ve İtirazlar: Kolluk işlemlerinde Cumhuriyet Savcısına derhal haber verme yükümlülüğünün ihlali, suçüstü halinin hukuka aykırı yorumlanması veya müvekkilimizin suça teşvik edilmesi gibi durumları tespit ederek, bu hukuka aykırılıkların delillerin geçersizliğini doğurduğuna dair güçlü hukuki argümanlar hazırlarız.
  • Delil Değerlendirme ve Savunma Stratejisi: Hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin mahkemece değerlendirme dışı bırakılması için CMK ve Anayasa hükümleri ile Yargıtay’ın emsal kararlarına dayanarak etkin bir savunma stratejisi oluştururuz.
  • Dava Sürecinin Takibi: Yargılama süreci boyunca müvekkilimizin haklarını savunur, hukuka aykırılıkların giderilmesi için gerekli başvuruları yaparız. Yerel mahkeme kararına karşı istinaf ve temyiz yollarında hukuki süreci yöneterek, müvekkilimizin adil yargılanma hakkının korunmasını sağlarız.

Leave A Reply